Gelecek, Çocuklarımıza Ne Bıraktığımızda Saklı!

“Çocuklarımızın geleceği ne olacak?”

Gelecek, Çocuklarımıza Ne Bıraktığımızda Saklı!

“Çocuklarımızın geleceği ne olacak?”

Bu soruyu kahvehanelerde, sokak sohbetlerinde, dost meclislerinde sıkça duyuyoruz. Hepimiz çocuklarımızın bizden daha güzel bir dünyada yaşamasını, iyi eğitim almasını, emeklerinin karşılığını görmesini ve geleceğe umutla bakmasını istiyoruz. Peki, bu güzel geleceğin oluşması için bugün kendi payımıza düşeni ne kadar yapıyoruz?

Elbette ekonomik sıkıntılar, geçim derdi ve eğitim imkânları hepimizin hayatını etkiliyor. Kimsenin yaşadığı zorlukları görmezden gelemeyiz. Ancak bütün bu şartların arasında unutmamamız gereken bir gerçek var:

Çocuklarımızın geleceğini yalnızca dışarıdaki koşullar değil, evlerimizdeki davranışlarımız, onlarla kurduğumuz ilişkiler ve yaşattığımız değerler de şekillendiriyor.


Çocuklarımıza Anlattıklarımızı Kendimiz Yaşıyor muyuz?

Çocuklarımızın çok okumasını istiyoruz. Peki, onlar bizi en son ne zaman elimizde bir kitapla gördü? Araştırmalarını, sorgulamalarını, merak etmelerini bekliyoruz. Peki, sordukları soruları sabırla dinliyor muyuz? Dürüst, saygılı ve sorumluluk sahibi bireyler olmalarını arzuluyoruz. Peki, kendi davranışlarımızla onlara nasıl bir örnek oluyoruz?

Çünkü çocuklara doğruları anlatmak kolay, anlattıklarımızı yaşayabilmek zordur.

Onlar yalnızca söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı da öğrenir. Kitap okumayı öğütlerken okumak, saygıyı anlatırken başkalarına saygı göstermek, dürüstlüğü savunurken kendi yanlışlarımızla yüzleşebilmek, verebileceğimiz en değerli eğitimdir.

Okumak, Anlamak ve Hayata Katmak

Bizler, ilk emri “Oku” olan bir inancın mensuplarıyız. Okumak yalnızca kelimeleri seslendirmek değil; anlamak, düşünmek, sorgulamak ve öğrendiklerimizi hayatımıza katmaktır. İnandığımız değerleri anlamaya çalışmak ve bilgiyi davranışlarımızla buluşturmak da bu sorumluluğun bir parçasıdır.

Çünkü bilgi, ancak insanın hayatına dokunduğunda gerçek anlamını bulur.

Tarihimiz, bilginin insanlığa kazandırdıklarını gösteren büyük isimlerle dolu. Harezmi’nin matematiğe, İbn-i Sina’nın tıbba yaptığı katkılarla gurur duyuyoruz. Ancak geçmişimizin başarılarını anlatmak kadar, o başarıların ardındaki merakı, çalışma azmini ve öğrenme tutkusunu bugünün çocuklarına kazandırmak da önemli.

Geçmişle gurur duymak kıymetlidir; asıl mesele, o gururu geleceğin başarılarına dönüştürebilmektir.

Teknolojiyi Tüketen Değil, Geliştiren Çocuklar

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Ancak bilgiyi anlamak, değerlendirmek ve yeni fikirler üretmek her zamankinden daha önemli. Çocuklarımızın yalnızca teknolojiyi tüketen değil, onu geliştiren; yalnızca hazır cevapları öğrenen değil, yeni sorular soran bireyler olmasını istiyorsak önce meraklarını desteklemeliyiz.

Bunun için her zaman büyük imkânlara ihtiyacımız yok. Evde birlikte okunan birkaç sayfa, cevabı birlikte aranan bir soru, dikkatle dinlenen bir çocuk ve desteklenen küçük bir hayal, geleceğe atılmış önemli adımlar olabilir.

Bazen bir çocuğun sorusuna sabırla cevap vermek, onun düşüncesini küçümsememek ya da hata yaptığında öğrenmesine fırsat tanımak, uzun nasihatlerden çok daha etkili olabilir.

Çocuklarımızın Geleceği Ortak Sorumluluğumuz

Elbette mesele yalnızca ailelerle de sınırlı değil. Eğitimcilerin, kurumların ve toplumun gençlere yeteneklerini geliştirebilecekleri, emeklerinin karşılığını alabilecekleri ve özgürce fikir üretebilecekleri ortamlar sunması gerekiyor.

Çünkü çocuklarımızın geleceği, bireysel çabalar kadar ortak sorumluluklarımızla da şekilleniyor.

Ancak değişim, önce insanın kendi payına düşeni görmesiyle başlar. Çocuklarımızdan beklediklerimizi sıralarken kendi eksiklerimizi de sorgulayabilmeliyiz. Onlara okumayı, düşünmeyi, saygıyı ve sorumluluğu anlatırken bunları ne kadar yaşatabildiğimize bakmalıyız.

Kimsenin kusursuz olması beklenemez. Önemli olan, eksiklerimizi fark edecek kadar samimi ve onları değiştirmeye çalışacak kadar kararlı olabilmektir.

İyi Bir Meslekten Önce, İyi Bir İnsan Olmak

Unutmayalım ki çocuklarımızın yalnızca iyi bir meslek sahibi olmalarını değil, iyi bir insan olmalarını da istemeliyiz.

Başarıyı sadece kazançla ve unvanla ölçmemeli; dürüstlüğe, merhamete, adalete ve emeğe saygıya da değer vermeliyiz.

Çünkü gelecekte nasıl bir toplumda yaşayacağımız, bugün çocuklarımıza hangi değerleri yaşattığımızla yakından ilgilidir.

Çocuklarımızın geleceği yalnızca yarın açılacak okullarda, kurulacak laboratuvarlarda ya da geliştirilecek teknolojilerde şekillenmiyor. O gelecek, bugün evlerimizde kurduğumuz cümlelerde, çocuklarımızın sorularına verdiğimiz cevaplarda ve onlara farkında olmadan gösterdiğimiz davranışlarda da biçimleniyor.


Peki, Bugün Çocuklarımızın Karşısında Nasıl Bir Örnek Oluyoruz?

Öyleyse gelin, birbirimize yalnızca “Çocuklarımızın geleceği ne olacak?” diye sormakla yetinmeyelim. Biraz da kendimize bakalım. Başkalarından beklediklerimizi kendi hayatımızda ne kadar gerçekleştirdiğimizi düşünelim.

Yarın çocuklarımızın nasıl insanlar olmasını istiyoruz, peki bugün onlara baktıklarında nasıl bir insan görüyorlar?

Çünkü çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, anlattığımız doğrulardan önce, yaşayarak gösterdiğimiz doğrulardır